PİLONİDAL SİNÜSTE MİNİMAL İNVAZİV CERRAHİ İLE KOMBİNE FENOL UYGULAMALARIMIZPHENOL
Muhammet Kasım ARIK, Ersin BORAZAN
Özet
Son yıllarda minimal invaziv cerrahi teknikler, artan deneyim ve yeni enstrümanların geliştirilmesiyle yaygınlaşmaktadır. Pilonidal sinüs traktının sınırlı eksizyonu, geniş eksizyon yapılanlarla karşılaştırıldığında; iyileşme süresi ve hasta uyumu açısından daha iyi bir tedavi seçeneği olabilir. Amacımız yaptığımız ameliyat tekniğinin güvenirliğini, komplikasyon, nüks oranlarını tespit ederek literatürle uyumluluğunu değerlendirmektir. Bu retrospektif araştırma 842 hastada yapıldı. Hastalara minimal invaziv cerrahi ile birlikte kombine intrakaviter fenol tedavisi uygulandı. Postoperatif 3-4 seans intrakaviter fenol atuşmanı yapıldı. Bir yıl içindeki tüm komplikasyonlar ve nüksler kaydedildi. Hastaların % 91,4’ü erkek, % 8,6’sı bayandı. Hastaların 65’i (%7,7) apseli pilonidal sinüs, 492 (%58,43)’sinde kronik fistülize form, 202 (%24,03)’si insidental form, 83 (%9,7)’si kronik nüks form şeklinde başvurdu. Operasyon süresi ~12 dk, yatış süreleri ~90 dk bulundu. 18 hastada (%2,1) postoperatif kanama, 35 hastada (%4,1) lokalize kimyasal dermatit, 6 hastada (% 0,7) yumuşak doku enfeksiyonu saptandı. Nüksler 12. ayda 44 (%5,2) olarak bulundu. Klasik cerrahi prosedürlere göre minimal invaziv cerrahi ile kombine edilmiş fenol uygulaması hastaların yatış zamanı ve postoperatif işe dönüş süresini kısaltmaktadır. Aynı zamanda fenol uygulaması yüksek derecede hasta konforu ve düşük maliyet sağlamaktadır. Literatür ile karşılaştırıldığında komplikasyon oranlarının diğer tedavilere göre kabul edilebilir düzeyde olması, bu yöntemin pilonidal sinüs tedavisinde öncelikli yöntemler arasında yer alabileceğini göstermektedir.Anahtar Sözcükler: Pilonidal sinüs, Fenol, Minimal invaziv cerrahi.Summary At recent years, techniques for minimal invasive surgery have been widespread with more experience and improvements about new equipments. Restricted excision of pilonidal sinus tract could be a better cure of treatment compared with widely excised tracts in aspects of recovery process and patient adaptation. We aimed to compare reliability of our technique, complications and recurrence rates with literature data. This retrospective investment consisted 842 patients. Intracavitery phenol treatment was applied combined with minimal invasive surgery. Postoperative 3-4 section of intracavitery phenol was applied. All the complications and recurrences within a year period were recorded. %91,4 of patients was male, %8,6 were female. 65 patients (%7,7) had pilonidal sinus with abscess. 492 (%58,43) had chronic fistulae form, 202 (%24,03) had incidental form, 83 (%9.7) had chronic recurrent form. 18 patients had postoperative hemorrhage, 35 patients (%4,1) had localized chemical dermatitis, 6 patients (%0,7) had soft tissue infection. The recurrence number was 44 (%5,2) at the end of a year. Phenol treatment combined with minimal invasive surgery shorter hospitalization time and postoperative recovery time compared with classical surgical procedures. Mean time phenol treatment can provide patient comfort and low price. When compared with literature data, complication rates are more acceptable so that this method could be used more priority for pilonidal sinus treatment.
Tam Metin: PDF